“Size,nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza(garip, tuhaf aslında)beyaz bembeyaz tabiatımla'iyiyim' diyorum.yani aslında korkuyorumbütün bunlar kıyametbütün bunlar cinnetbütün bunlar cinayet demeyebir daha düzeltilemeyecek sözlersöylemeye korkuyorum.”

Birhan Keskin

Explore This Quote Further

Quote by Birhan Keskin: “Size,nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza(g… - Image 1

Similar quotes

“o büyük ve muazzam zamanda unuttumkanatlarım çok oldu üşüyor benimbu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyorbu yüzden eğik boynumbir kuşun anısı kalmış bende, saklıbundan gözlerimdeki kayalık,içimdeki serseri buzullardürtme içimdeki narıüstümde beyaz gömlek var.”


“sabahın karşısında konuşmak ne zor incecik kül gibi kalıyorsun dağ susmaya giden yolu biliyor sen bilmiyorsun...”


“dur ruth, aşkın karanlık yüzünde dur, öylece. hep. böyle dursun aşk her zaman hayatında. karanlık yüzünde dur aşkın, sus. tamamı buydu, de. bütün yavanlığıyla süren insanlarınkuytularında kal. orda kal. unut ruth, unut senben sürdürürüm kalan kısmını, hattın bu ucunukervanlar ve sahraylakendime de sana da ağlarım. sen sus ruth, sen konuşma, sen yavan hayata katılorda sürdür mutsuzluğunu. sahra nasılsa geçeceğin yer değil. ah, ruth, hâlâ sevgili ruth, ortalıkta dönen yalanlarını hissettim, hep. isteseydim kolayca ortaya çıkardı. istemedim. senin kendinden kaçırdığın şeyleriben nasıl ortaya koyardım! sen kendini kandırıyordun, seyircin oldumyalanlarını oynayışını seyrettim. son âna dek. kendini ikna ettiysen beni de ikna etistedim. ruth, mutsuz meleğim. sen inandırmakla, inandırmamak arasındakio siyah noktada durdun. bunun adı işte: zulümdü. bu zulümde sen beni bütün uçlarımdan çarmıha gerdin. ben bütün uçlarımı kanatarak kopardım kendimi ordan. tekrar tekrar, tekrar tekrar kanattım ruth, senin istediğinden fazla kanattım kendimi. kendimi kendi zulmümde tuttum, orda kaldım. onu çektim. yapmasa mıydım ruth? bunun cevabı artık anlamsız. ben zaten ruth, bana gelecek olan o zulmü gördüm. sendekini, sendekileri. bendeki tamamlanmadı henüz. son sözü benim söylemem neyi değiştirdi? hiçbir şeyi. bir çocuğun, senin çocuğunun ruth, kendinikandırmasından başka neyi ifade eder bu? hiçbir şeyi. benim son sözü söylemem, bendekileri, hâlâ bende kalanlarısana eksik gelenleri, hâlâ söylenecek olanları bitiriyor mu? hayır. senin eksik kalanlarını, bana söyleyeceklerinitamamlıyor mu? hayır, rutheksik kalanlar çoğalıyor aramızda. şimdi, bende kalan boşluğu doldurmak üzereborçlu değil misin-kendi mutsuzluğunu dabenim mutsuzluğumu da borçlu değil misin bana? ama bırak öyle kalsın. insanın yüreğinden geçmeyen borçlar ödenmezler. sen ruth, sevgilim ruth, hattın öbür ucundaki derin sessizlik! sus. istediğin kadar sus artık. öyle kal. kervanları ben yalnız geçiririm sahradansen yalan hayatını sula. aşksız hayatın kenarında dur. sana verilecekleri bekle. tamamı buydu, böyle de. ama ruth, ben, benim söylediklerime, benim çığlıklarıma inanmayanların söylediklerine, onların çığlıklarına artık inanmayacağım. söz ruth. bana en yakın uzaklık sendin. bir tek sen duydun çığlıklarımı, artık ruth, senin söylediğin hiçbir şeye inanmayacağım”


“Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü Bak bu sensin çocuğum enine boyuna Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki Sabahlara kadar koynumda yatmışsınBak bende yalan yok vallahi billahi Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur”


“Aşk kimyasal bir yangındır. İyi olan herşey yanar. Geriye sadece en sert, en acı, yanmayan şeyler kalır. Bunlar öfke, acı, üzüntü ve korku...”


“Bunlar Allah'ın cebinden peygamberi çalarlar.Bir sefer alıştılar mı bitti.Sendeki yürek zaten muhallebi,boyunlarını büktüler de başladılar mı ağlamaya dayanamazsın.Bırak Allah'ın acımadığına sen mi acıyacaksın?”