“Tarih açısından her şey yalnız sonuçlarıyla aktarılacak denli basittir, tarihin kriteri, başarı ya da başarısızlıktır.”
“Unutuş, pasif bir şey olmak şöyle dursun, tersine palazlanarak sonunda hepimizi yenilgiye uğratan etkileyici bir güçtür.”
“-Hep başın arkaya dönük mü ilerlersin sen- ya da: -Gördüğün şey hep geride kalan mıdır?- ya da daha doğrusu: -Yalnız geçmişe mi senin yolculuğun?”
“İşsizlik kötü şey vesselam. İşsizliğin kötü olduğunu da yalnız aç kaldığım zamanlar, düşünüyorum. Can sıkıntısından, bunaldığım sıralarda da düşünsem ya. Olmuyor.”
“So I called back, "Ya, I have ten boxes and... no I'm another guy. Ya and they all weigh exactly 22 pounds, and they all have a girth of... three." "Three what?" "Three... girth units.”
“Gün olur, hiçbir şey yapmak gelmez içimden; ya da : hiçbir şey yapmak gelir.”
“(Da) "Sorry, Son, what was that? I was too busy ignoring you."(Later) "Sorry, Son, I missed that," Ma said. "Ignoring you can be a full-time job.”