“La tradición de todas las generaciones muertas oprime como una pesadilla el cerebro de los vivos.”
“El gobierno del Estado moderno no es más que una junta que administra los negocios comunes de toda la clase burguesa (...) para no dejar subsistir otro vinculo entre los hombres que el frío interés, el cruel 'pago al contado' (...) Ha hecho de la dignidad personal un simple valor de intercambio (...) ha establecido una explotación abierta, descarada, directa y brutal.”
“El poder político es simplemente el poder organizado de una clase para oprimir a otra.”
“Your favourite virtue ... SimplicityYour favourite virtue in man ... StrengthYour favourite virtue in woman ... WeaknessYour chief characteristic ... Singleness of purposeYour idea of happiness ... To fightYour idea of misery ... SubmissionThe vice you excuse most ... GullibilityThe vice you detest most ... ServilityYour aversion ... Martin TupperFavourite occupation ... Book-wormingFavourite poet ... Shakespeare, Aeschylus, GoetheFavourite prose-writer ... DiderotFavourite hero ... Spartacus, KeplerFavourite heroine ... Gretchen [Heroine of Goethe's Faust]Favourite flower ... DaphneFavourite colour ... RedFavourite name ... Laura, JennyFavourite dish ... FishFavourite maxim ... Nihil humani a me alienum puto [Nothing human is alien to me]Favourite motto ... De omnibus dubitandum [Everything must be doubted].”
“Nous ne nous présentons pas au monde en doctrinaires avec un nouveau principe en lui disant: voici la vérité, c'est ici qu'il faut tomber à genoux. Des principes du monde nous tirons pour le monde des principes nouveaux.”
“yürekten sevdiğim,sana gene yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da bana karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olununca her şey hiç ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlaşır. küçük tedirginlikler onlara yol açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. yan yanalık dolayısıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyüsüyle yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. aşkım da öyle. zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: o, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve öznel izlenimlerimizde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. ama aşk -feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil- sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor... dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel. ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? senin tatlı çehrende sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim. hoşça kal canım. seni ve çocukları binlerce kere öperim. senin, karl manchester, 21 haziran, 1865”
“El roce de sus dedos es como si una pluma me hiciera cosquillas de la cabeza a los pies. El epicentro de un terremoto. Dondequiera que me toca es el epicentro, pero las réplicas, las vibraciones se puede sentir en todas partes de mi cuerpo.”