“...Bu müzikal kapışmanın tek seyircisi olarak, kürsüde donup kalmıştım. Sevdiğim kadını bulmalıydım. Gerçi burada gebersem bile onun umursayacağı yok ya, benim haşat kalbim korkuyla değil aşkla çarpıyordu. Ve bu kurşun yağmurunun altındaki kan ırmağında, kupkuru bir adam, tabancasını alnıma doğrultmuş, cesetlerden oluşan bir köprüden bana doğru koşuyordu!..”
“Whitcomb Judson, fermuarın mucidi. 21 Eylül 1922'de öldüğünde, Chicago'da bütün fermuarlar yarıya indirilmiş.”
“Kendini kandırmayı başarmış birinin sözleri, sizi de kandırabilir. Bugünün doğruları, pekala yarının yalanları şekline girebilir.”
“İnsan, kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor. Samimiyet, mahremiyetle mukayyet olsa gerek.”
“Mark Twain der ki: 'Cennet ve cehennem hakkında ileri geri konuşmam, çünkü her ikisinde de dostlarım var.”
“... Zaten kekemeydim, gelgelelim Gönül'ün karşısında büsbütün dilsizleşiyordum. Gönül de bana karşı sağırdı. Tarih hala tekerrür ediyordu; Gönül, Ferman dinlemiyordu.”