“... Zaten kekemeydim, gelgelelim Gönül'ün karşısında büsbütün dilsizleşiyordum. Gönül de bana karşı sağırdı. Tarih hala tekerrür ediyordu; Gönül, Ferman dinlemiyordu.”
“Lope De Vega'ya, Shakespeare'e, Marlowe'a, Ibsen'e, Moliere'e, saygım sonsuzdu; gelgelelim artık tiyatro çağı kapanmıştı. Hayatın kendisi öylesine hileli hale gelmişti ki, tiyatroda ancak can çekişme sahnelenebilirdi.”
“Zihnimizi edebiyat dekore eder. Kalbimiz ile beynimiz arasında işlek kanallar, koridorlar, tüneller açar. Ahlaki olgunluğun, vicdan hassasiyetinin, gönül ferahlığının imkânlarını; edebiyat sanatı sayesinde keşfederiz. Bir kumandanı, deliyi, anneyi, büyücüyü, talebeyi, avukatı, fahişeyi; korkağı, cömerdi, zavallıyı, kurnazı, dâhiyi, tembeli, salağı… kelimelerden tanırız. Sağlam bir edebiyat donatımı, bize insanların ruhunu sezme, insanlığımıza hakim olma, sahip çıkma gücünü verir. Birbirimizi hakikaten tanımamız, sahiden anlamamız, derinden kavramamız edebiyat sayesindedir.”
“deplasmanda plaseboallah'ım kaderimde anarşi ve protestoantidepresanlar ve içi boş bir gardıropne de çok yer kaplıyor mesela al pacinoyardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:alternatif referans potansiyel salvo yok,sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsinkalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?"deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhimplasebo yutturuyor bana depresif doktor.allah'ım kaderimden şikayetçi değilimaksine bahtiyarım evrende bana da rolverdiğin için şahsen, allah'ım bizler seninfalsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.”
“Bana nefretle bakıyordu; bir ceylan ne kadar nefret edebilir?...Nefreti anında iğrentiye dönüştü. Bir adatavşanı ne kadar iğrenebilir?”
“...Bu müzikal kapışmanın tek seyircisi olarak, kürsüde donup kalmıştım. Sevdiğim kadını bulmalıydım. Gerçi burada gebersem bile onun umursayacağı yok ya, benim haşat kalbim korkuyla değil aşkla çarpıyordu. Ve bu kurşun yağmurunun altındaki kan ırmağında, kupkuru bir adam, tabancasını alnıma doğrultmuş, cesetlerden oluşan bir köprüden bana doğru koşuyordu!..”
“Bitkin benim göbek adımdı. Dünyaya geldiğimde de bitkindim.”