“Modernlik diye bir şey yoktur. Biz kendi benliğimizden dolayı bizden evvelkileri geri zannediyoruz. Biz şimdi elektrikle aydınlanıyoruz diye gaz lambasıyla, mumla, yağ kandili ile aydınlananları geri zannediyoruz. Hz. Mevlana yağ kandiliyle aydınlanıyordu, sen elektirikle aydınlanıyorsun diye bir satır mesnevi mi yazabildin? Onun için bu modernlik denen şeyi ben kabul etmiyorum.”
“Günahkarım diye ümidin kesme Allahtan.Mmuhammed Mustafa gibi sözü Rabbine geçer yarimiz vardır.”
“Topkapı Sarayı'nda oturan bir devlet başkanına sahip cemiyetin duyguları ile, Ihlamur Kasrı'na sığınmış bir devlet başkanına sahip olan bir cemiyetin duyguları, hisleri, anlatım ve ifade vasıtaları aynı olamaz. Tuna'dan Yemen'e bir devletin tabâsı olmanın, vatandaşı olmanın getirdiği ahvâl başka, Meriç'le Fırat arasındakinin başkadır. Bu hiçbir zaman toprak egemenliği falan filan meselesi değildir. Zamanla beraber sanatın ifadesinin değişmesi çok tabii bir şeydir. Deden otuz odalı evde oturuyordu, sen üç odalı evde oturuyorsun. O kadar değiştik.”
“Allah insana, insandan tecelli eder.”
“Bu Da Öyle Bir Aşk Sırtımda çıplak Islak nefesin Bi gidip bi geliyor Biz senlen yatmıyoruz ki Yaşamıyoruz da Hep yarışıyoruz Sen mi ben mi Önce kim Ölümü öldürecek diye”
“Bırakıp gitti beni," dedim dokunsan ağlayacak gibi. İçki bugün her zamankinden hızlı etki ediyordu. "Âşıktım ben ona.""Üzülme delikanlı," diye omzumu sıvazladı Amca Bey. "Aşk her zaman yaşanmış bir şeydir."Bir süre sessiz kaldık. Sonunda Tahtakafa hepimizin merak ettiği soruyu sordu. "O da ne demek yahu?""Aşk hiç yaşanmakta olan bir şey değildir," diye açıkladı Amcabey. "Ancak bir hatıra olabilir. Aşk acısı zannettiğin şey, aşkın kendisidir.""Hayatta aşk diye bir şey yok mudur yani?" diye sordum gözlerim yaşlarla dolu."Yoktur," dedi Amcabey. Rakısından bir yudum aldı. "Ölümde aşk diye bir şey vardır.”
“Kader diye bir şey yoktur,yalnız sınırlar vardır.En kötü yazgı,sınırları sabırla karşılamaktır.Karşı çıkmak gerekir.”